
Teşrik tekbirleri, Kurban Bayramı arefe günü sabah namazından bayramın 4. günü ikindi namazına kadar, 23 farz namazın ardından birer kez getirilen tekbirlerdir.
Allâhü ekber, Allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber Allâhü ekber ve lillâh’l-hamd. 2026 yılında bu ibadet, arefe günü 26 Mayıs Salı (sabah namazı) ile bayramın dördüncü günü 30 Mayıs Cumartesi (ikindi namazı) arasında yapılacaktır.
Aşağıdaki rehberimizde tekbirin kelime anlamı, Arapça yazılışı, mezhep farkları ve unutulduğunda yapılması gerekenler ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.
Teşrik sözcüğü sözlükte “eti parçalayıp güneşte kurutmak, bayram namazı için musallâya çıkmak” gibi anlamlara gelir.¹ Terim olarak Zilhicce ayının belirli günlerinde farz namazların ardından özel lafızlarla tekbir getirmek demektir.²
Bu ibadette söylenen tekbirler “teşrîk tekbirleri” olarak adlandırılır. “Tekbir” lafzı ise Allah’ı (c.c) yüceltmek, yüceliğini ilan etmek anlamına gelir.³ Kur’an’da “Allah’ı sayılı günlerde zikredin” şeklindeki ayetler bu ibadete işaret sayılır.⁴
Dolayısıyla, Kurban Bayramı’nın arefe sabahından başlayarak bayramın dört gün süren “eyyâmü’t-teşrîk” dönemi boyunca her farz namazdan sonra alınan tekbirler, Müslümanları Allah’ı ululamak üzere bir araya getirir.
¹Lisânü'l-Arab
Tâcü'l-Arûs
el-Mu'cemü'l-Vasît
TDV İslâm Ansiklopedisi
²Bedâi'u's-Sanâi'
el-Mecmû'
el-Muğnî
TDV İslâm Ansiklopedisi
³Lisânü'l-Arab
el-Mu'cemü'l-Vasît
Müfredâtü Elfâzı'l-Kur'ân
⁴Bakara Suresi 2/203
“Ve Allah’ı sayılı günlerde zikredin (واذكروا الله في أيام معدودات)”
Hac Suresi 22/28
“Allah’ın ismini bilinen günlerde zikretsinler (ويذكروا اسم الله في أيام معلومات)”
Hac Suresi 22/34
“Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine Allah’ın ismini ansınlar…”
Kurban Bayramı’na özgü bu tekbirlerin yapıldığı günler “Eyyâmü’t-Teşrîk” olarak anılır. Bu dönem Zilhicce ayının hacla ilgili günlerini kapsar. Örneğin Zilhicce’nin 11, 12 ve 13. günleri Eyyâmü’t-Teşrîk olarak adlandırılır.
Kurban Bayramı’nın ilk üç günü (10-12 Zilhicce) aynı zamanda “Eyyâmü’n-Nahr” (kurban kesim günleri) sayılır. Hanefilere göre kurban kesiminin zorunlu olduğu günler bu üç gün (10, 11, 12) iken⁵ ; Şafiîlere göre Arefe günü de eklenerek dört gündür.⁶
Kısacası, Eyyâmü’n-Nahr kurbanın kesildiği günler, Eyyâmü’t-Teşrîk ise o günlerde farz namazların ardından çokça tekbir getirilen günlerdir.
⁵el-Hidâye
Bedâi'u's-Sanâi'
el-Fetâvâ el-Hindiyye
Reddü'l-Muhtâr
⁶el-Mecmû'
Muğni'l-Muhtâc
el-Ümm
Teşrik tekbiri Arapça olarak şu şekilde yazılır;
اَللَّهُ اَكْبَرُ اَللَّهُ اَكْبَرُ، لَا اِلهَ اِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ اَكْبَرُ، اَللَّهُ اَكْبَرُ وَلِلَّهِ الْحَمْدُ
Arapça metnin okunuşu ise: “Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhil-hamd.”
Tekbirin Türkçe anlamı ise şudur: “Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur. O Allah her şeyden yücedir, Allah her şeyden yücedir. Hamd yalnız Allah’adır.”

Teşrik tekbirleri Hanefi mezhebine göre Kurban Bayramı arefe günü sabah namazı (9 Zilhicce) farzından sonra başlar, bayramın dördüncü günü (13 Zilhicce) ikindi namazı sonrası sonlanır.⁷
Şafii mezhebine göre ise bu dönem arefe akşam namazı (9 Zilhicce ikindi/akşam) farzından sonra başlar ve bayramın dördüncü günü sabah namazına kadar sürer. Şafii mezhebinde bu tekbirler sünnet kabul edilir.⁸
Özetle, Hanefîler için vacip, Şafiî ve Hanbelîler için sünnet, Mâlikîler için ise müstehaptır.⁹
⁷el-Hidâye
Bedâi'u's-Sanâi'
el-Fetâvâ el-Hindiyye
Reddü'l-Muhtâr
⁸el-Mecmû'
Muğni'l-Muhtâc
el-Ümm
⁹el-Hidâye
Bedâi'u's-Sanâi'
Reddü'l-Muhtâr
el-Mecmû'
el-Muğnî
eş-Şerhu's-Sağîr
2026 yılı için Kurban Bayramı arefe günü 26 Mayıs 2026 Salı gününe denk gelmektedir. Bayramın dört günü ise 27, 28, 29 ve 30 Mayıs 2026 tarihleridir.
Dolayısıyla 2026’da teşrik tekbirleri 26 Mayıs Salı sabah namazından başlayıp 30 Mayıs Cumartesi ikindi namazına kadar (13 Zilhicce ikindi namazına kadar) yerine getirilecektir.
Teşrik tekbirleri hem cemaat halinde hem tek başına getirilebilir, vaciplik bakımından aralarında fark yoktur. İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre hem erkek hem de kadın, yolcu hem de mukim her Müslüman bu tekbirleri belirtilen günlerde farz namazlardan sonra mutlaka getirir.
İmam namazı kıldırıp selam verdikten sonra tekbirleri unutur ise, cemaat onunla birlikte değil bağımsız olarak tekbir getirir. Namazdan sonra konuşmaya veya camiyi terk etmeye başlamadan önce hatırlayan kişi ise selamdan hemen sonra tekbirini alabilir.
Topluluk halinde kılınan namazlarda tekbirler imam ile beraber, yolcular da istisnasız iştirak eder. Erkekler tekbirlerini genellikle yüksek sesle söyler, kadınlar ise gerektiğinde daha ağır veya alçak sesle getirir. Çocuğu veya hasta kimseleri de dahil herkese farzdır. Herkes bulunduğu yerde tekbir getirebilir.
Teşrik tekbirleri Hz. İbrahim ile Hz. İsmail kıssasına dayanır. Rivayete göre; Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail’i Allah’a (c.c) kurban etmeye niyetlendiğinde meleklere “Allâhü ekber Allâhü ekber” diyerek bir koç indirilmiştir.
Hz. İbrahim bu sesi duyunca başını kaldırıp göğe baktığında koçu görünce “Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber” demiş, Hz. İsmail de Allah’a teslimiyet belirterek “Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd” diye mukabele etmiştir. İşte bu üç tekbir cümlesi (teslîm ve hamd içeren ifadeler) böylece teşrik tekbirlerinin temeli olmuştur.
Bu ibadetle, Hz. İbrahim’in tevhid imanı ve teslimiyeti anılır; müminler kurban kesimi ve bayram sevincini Allah’ın büyüklüğünü ilan ederek taçlandırır. Ayrıca Kur’an’da “Allah’ı sayılı günlerde zikredin” buyrulması bu günleri ifade ettiğinden, Hacc ibadeti sırasında Arafat ve Mina’da yapılan zikirler tüm Müslümanların katılımıyla kıyamete dek sürecek manevi bir bağışıklık nişanesi olarak görülür.

Teşrik tekbirleri, namazın farzından sonra hemen selam verip çıkmadan getirilmesi gereken vacib bir ibadettir. Ancak konuşma veya çıkma gibi namaza engel eylemde bulunmadan hatırlayan kişi, selâm vermesinden hemen sonra tekbirini alabilir. Eğer selâm verip sonra konuşulmuşsa tekbir vaktini geçirmiş sayılır. Vacibi kaçıran kişi tekbir getirse diğer günlerde tekbir getirmiş gibi zikir etmiş olur. (Doğrusunu Allah (c.c) bilir)
Herhangi bir farz namaz teşrik günlerinde kaza (gecikerek) edilecek olursa, kaza namazı aynı yılın teşrik günlerinde kılınırsa sonunda yine tekbir alınır,
Bir kez tesadüfen unutan mümin ise, o günlerde mümkünse tekbiri yetiştirmek için namaz bitiminde hemen tekbir alabilir, imkan kalmadıysa da bu günü tekbirle taçlandırmak için kaza ya da sonraki namazında kaza tekbiri getirilmesi tavsiye edilir.
Teşrik tekbirleri yalnızca Kurban Bayramı bağlamında tanımlanır. Ramazan Bayramı (Şevval ayının 1-2. günleri) öncesinde “arefe günü” bulunmaz ve teşrik günleri olarak kabul edilen zilhiccenin özel zaman dilimi değildir.
Dolayısıyla Ramazan Bayramı’nda Kurban Bayramı’nda uygulanan 23 vakit tekbir geleneği bulunmaz. Ramazan Bayramı’nda sadece bayram namazı sırasında müezzin ve cemaatin yaptığı tekbirler (iftitah tekbiri vb.) vardır, bunlar teşrik tekbirinden farklıdır.
Teşrik tekbirleri, Kurban Bayramı’nın dini coşkusunu yansıtır ancak doğrudan kurban kesmekle ilişkili bir şart taşımaz. Ramazan’dan sonra gelir ve Zilhicce’nin 10-12 (ve bazı mezheplere göre 13) günlerini kapsar, bu günlere “Eyyâmü’n-Nahr (kurban kesim günleri)” denir.
Tekbirlerin yapıldığı bu zamanlarda kurban kesimi farzdır ve mümin kurbanını kesmeye teşvik edilir. Ancak tekbirlerin farz veya vacip olması, kurban kesmeye bağlı değildir. Fıkhi kaynaklara göre kurban kesmeyenler de teşrik tekbirleri getirmekle yükümlüdür.
Yani kurban kesme ibadeti ayrı bir farz iken, tekbir getirmek tüm Müslümanların bayramın o manevi atmosferine katılmasını sağlayan ortak bir ibadettir.

Diğer Yazılar
TÜM YAZILARI OKU