
Şükür namazı, Allah’a (c.c) şükretmek niyetiyle kılınan 2 rekat nafile bir namazdır. Şükür namazı her zaman kılınabilir. Nimet, müjde, sıkıntıdan kurtulma ve kurban sonrası olabilir. Bu rehberde niyet, rekat, okunacak sureler, kurbanla ilişkisi ve şükür secdesi bir arada bulabilirsiniz.
Şükür namazı, bir beladan kurtulma, güzel bir haber alınma, abdest sonrası veya kurban kesimi gibi durumlarda gönülden kılınan bir namazdır. Rivayetlere göre Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V), sevindirici bir haber alınca şükür secdesiyle birlikte bu tür bir namaz kılmıştır.
Şükür namazı, İslam fıkhında vakitsiz kılınabilen bir nafile ibadettir. Fıkhî kaynaklara göre farz veya vacip değil, sevabı bol olan müstehab (sünnet-i hasene) bir ibadettir. Yani kılmak zorunlu olmamakla birlikte faziletli görülür. Özünde nimete minneti pekiştiren bu ibadet, Rabbimize karşı kulluğun ve şükür duygusunun ifadesidir.
İslam alimleri, hoş bir haber veya nimet karşısında şükür secdesi yapmanın sünnet olduğunu söylemiştir.
Şükür namazı ne farz ne de vaciptir. Bu namaz sünnet-i müekkede (emredilmiş sünnet) ya da müstehab bir ibadet olarak geçer. Yani kılınması caiz ve sevap kazandıran bir davranıştır, fakat zorunlu değildir.
Şükür için namaz kılmanın güzel bir davranış olduğu çeşitli rivayetlerde belirtilmiştir.
Ka'b bin Mâlik’ten (r.a.) aktarıldığına göre; Peygamber Efendimiz (S.A.V), tövbelerinin kabul edildiği haberi üzerine şükür amacıyla secdeye kapanmıştır.
Şükür namazına niyet ederek başlanır. Kalpten veya dil ile niyet etmek yeterlidir. Örneğin niyet; “Allah rızası için iki rekât şükür namazı kılmaya niyet ettim” şeklinde yapılabilir. Bu niyetle tekbir getirip namaza başlanır. Niyetin açıkça ifade edilmesi zorunlu olmamakla birlikte niyetin içtenliği esastır.
Şükür namazı, diğer nafile namazlar gibi iki rekat olarak kılınabilir. Kılınışı genel olarak şöyledir:
1. Rekât: Niyet ettikten sonra “Allahu Ekber” denilerek namaza başlanır. Subhaneke duası okunur, ardından Fatiha suresi ve bir kısa sure (örn. İhlas) tilâvet edilir. Rüku ve iki secde yapılır.
2. Rekat: Ayağa kalkılarak yine Fatiha suresi ve başka bir sure okunur. Rükû ve iki secde yapıldıktan sonra oturuşa geçilir. Ettehiyyatü, Allahümme Salli-Barik ve Rabbena duaları okunur. Sağ ve sola selâmlar verilerek namaz tamamlanır.
Bu adımlarda besmele ve diğer dualar normal sünnet namazlarda olduğu gibidir.
Şükür namazında hangi sureler okunur diye baktığımızda bildiğimiz sureler olduğu gibi, Kur’an-ı Kerim’den dilenen ayetler okunabilir. Yani, şükür namazında okunan sure konusunda özel bir zorunluluk yoktur.
Fatiha’dan sonra dilediğiniz süreyi okuyabilirsiniz. Ancak pratikte bir gelenek olarak birinci rekâtta el-Kafirun, ikinci rekâtta el-İhlas sureleri tercih edilir. Ayrıca Kevser, Fil, Felak, Nas gibi kısa sureler okumak da uygundur. Sonuçta şükür namazı normal sünnet namazlarından farkı olmayan bir tarzda kılınır.
Namaz bitiminde kalpten şükür duaları yapılır. Genellikle “Elhamdülillâhi Rabbil-Âlemîn” (Fatiha Suresi’nin 2. ayeti) gibi hamd cümleleri söylenir.
Ayrıca Kur’an-ı Kerim’in İbrahim suresi 7. ayetindeki “Eğer şükrederseniz elbette nimetimi artırırım” buyruğu hatırlanır. Bu tür dualar Allah’a şükür ifadesi olarak namazı tamamlar. Bu duaların okunmasıyla birlikte, niyet ve kalp samimiyeti önemlidir.
Şükür namazının erkeklerle kadınlar arasında genel kurallar bakımından farkı yoktur, ancak farz olan vakit namazları gibi elleri bağlama şekli, rüku ve secde gibi durumlarda farklar vardır.
Tekbirde eller: Erkekler elleri kulak hizasına kaldırırken, kadınlar omuz hizasına kadar kaldırır. Kıyam (ayaktaki bağlama): Erkekler ellerini göbek altına bağlarken, kadınlar göğüs üzerinde bağlar. Rüku: Kadınlar rükuda tam olarak eğilmez. Secde: Erkekler secdedeyken dirseklerini kaldırır, kadınlar dirseklerini yere dayar.

Şükür namazı, kerahat (yasak) vakitler dışında her zaman kılınabilir. Yani güneşin doğduğu anda, tepe noktada (öğle arifesi) ve batışta şükür namazı kılınmaz; bunun dışında günün herhangi bir saatinde (sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı vakitlerinde) gönül razı olduğunda nafile şükür namazı kılınabilir.
Zaman sınırı olmaması, nimetin hatırlandığı her anda şükrün ifadesi için fırsat sunar.
Şükür namazı özel olarak aşağıdaki durumlarda tavsiye edilir. Kurban kesince, önemli bir sınavı kazanınca, evlenince, çocuk sahibi olunca, hastalıktan şifa bulununca, ticari kazanç elde edince veya korkulan bir tehlikeden emin olunca gibi.
Bu gibi memnuniyet verici hallerde Allah’a (c.c) şükrümüzü ifade etmek için iki rekat şükür namazı kılmak iyi bir adettir. Nitekim rivayetlere göre Peygamberimiz (S.A.V), ihtiyacının görüldüğü veya sevindirici bir haber aldığı zaman hemen secdeye kapanır, Allah’a (c.c) şükrünü eda ederdi. Bu sebeple bizler de nimet anında kalpten teşekkür niyetiyle şükür namazına niyet edip kılabiliriz.
Diyanet açıklamalarına göre “kurban namazı” diye ayrı bir vacib ibadet yoktur, ancak kurban kesiminden sonra şükür niyetiyle iki rekât nafile namaz kılmak caiz ve sevaptır.
Yani kurbanı kesen kişi, Allah’ın (c.c) verdiği fırsattan dolayı gönülden dua maksadıyla nafile şükür namazı eda edebilir. Bu, kurban ibadetinin ruhunu tamamlayan gönüllü bir şükür ifadesidir.
Dinimizde söz konusu namazın vakti kurban sonrasıyla sınırlı değildir, kurban gününde ve bayramın diğer günlerinde dilediği saatte kılmak mümkündür.
Vekalet yoluyla kurban kestirenler de, kurban kesiminin nerede yapıldığına bakılmaksızın aynı şekilde şükür namazı kılabilirler. Esas olan niyet ve gayedir, kurban bağışı bir ibadet olarak kabul edildiği için, bayram günü mümin dilediği kadar gönülden Allah’a şükrünü ifade etmek amacıyla nafile namaz kılabilir.
İDDEF, vekalet yoluyla kestiği kurbanlar dolayısıyla bağışçısına ‘... kurbanınız kesilmiştir’ diye bilgilendirme SMS’i gönderir. İDDEF ile vekâletle kurban kıldıranlar da bu niyetle bayramda evlerinde iki rekat şükür namazı kılarak ibadetlerini tamamlayabilirler. Şükrün manevi yönü niyete bağlıdır.
İDDEF ile vekaletle kurban kesmek için hemen bağış yap!
Şükür namazı ve şükür kurbanı aynı gayeye hizmet eden iki farklı sünnet ibadetidir. Şükür namazı, nimete kavuşunca kalpten dua niyetiyle kılınan nafile bir namazdır. Şükür kurbanı ise nimete karşılık Allah (c.c) rızası için kesilen bir kurbandır.
İslam fıkhında şükür kurbanı da sadaka ve akika gibi nafile bir ibadettir. Etinden keseni yiyebilir, ancak ihtiyaç sahiplerine dağıtılması üstdür, daha sevaptır. Dolayısıyla nimete şükür ifade edilirken hem iki rekât namaz kılmak hem de mümkünse kurban kesmek sevaptır, ikisini birden yapmak, niyetin sağlamlığını gösterir.
Her gün şükür namazı kılmak, Allah’ın (c.c) verdiği nimetleri devamlı hatırlamanın ve nimetin kıymetini bilmenin bir yoludur. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, şükrün bereketi artıracağına işaret eder.
Şöyle ki, Rabbimiz ayetinde “Eğer şükrederseniz elbette nimetimi artırırım” buyurmuştur. Gerçek minneti gösteren kulun nimetlerinin artacağı belirtilir. Dolayısıyla nafile de olsa şükür namazı kılmak, Allah’ın rızasını kazanmayı kolaylaştırır ve günahların affına vesile olur.
Ayrıca iç huzur kaynağıdır; Rabbimizin lütfunun farkına vararak kılınan her şükür namazı, kalbe huzur verir ve manevi dünyanın zenginliğini tattırır. Sonuçta her gün şükür namazı kılmak, Rabbimize teşekkür eylemi olarak nimetin devamına ve kulun ruhsal huzuruna vesile olur.

Diğer Yazılar
TÜM YAZILARI OKU