TR
BAĞIŞ YAP
TÜRK LİRASI

Aşure Günü 2026 Ne Zaman? Önemi ve Faziletleri

Aşure Günü 2026 Ne Zaman? Önemi ve Faziletleri
Aşure Günü 2026'da 25 Haziran Perşembe. Aşure Gününün önemi, faziletleri, yapılacak ibadetler ve oruç hakkında rehber. İDDEF ile detayları öğrenin.

Aşure günü Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günüdür. Tarihte sıkıntı ve belâların kaldırıldığı gün olan, Peygamberler ve ümmetleri için kurtuluş günü olan bu mübarek günün bolluk ve berekete vesile olması niyaz edilir. Peki, Muharrem ayı içinde bulunan aşure günü ne zaman idrak edilir? 10 Muharrem 1448 yani 25 Haziran 2026 Perşembe aşure günüdür. Hicri yeni yıl ise 16 Haziran 2026 (1 Muharrem 1448) Salı günü başlar. Muharrem ayı aşure günü gibi önemli bir zaman dilimini kapsar.

Aşure Gününün Önemi Nedir?

Peygamber Efendimizin (S.A.V) Muharrem ayının faziletleri ile ilgili hadis-i şerifleri aşure gününün de önemini ortaya koymaktadır. Allah Resulü “Her kim aşure gününü ihya ederse aşure gününü diriltir, gününde ve gecesinde ibadetle meşgul olursa Allah-u Teala dilediği gibi onu yaşatır ve diriltir” diye buyurmuştur. Peygamber Efendimizin Ramazan dışında nafile orucu olarak hiç terk etmediği beş oruçtan bir tanesi de aşure günü orucudur. Tüm bunları değerlendirdiğimizde aşure gününün ne kadar önemli bir gün olduğunu görüş oluruz.

Aşure paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve sevginin ifadesi, bolluk ve bereketin simgesidir. Milletimiz, asırlardır süren gelenek ile beraber farklılıkların ahenk içindeki ortak tada katkı sağlamaları bakımından içerisinde buğday, fasulye, nohut, kayısı, incir gibi bakliyat ve yemişlerin birlikte kaynatılması ile yiyecek hazırlar ve ikramda bulunur. 

Peygamber Efendimiz (S.A.V) “Her kim aşure gününü ihya ederse aşure gününü diriltir, gününde ve gecesinde ibadetle meşgul olursa Allah-u Teala dilediği gibi onu yaşatır ve diriltir” buyurmuştur. Aynı zamanda “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın değer verdiği ay olan Muharrem ayında tutulan aşure orucudur” buyuran Allah Resulü aşure günü oruçlarını tutmuştur.

Aşure Gününde Yaşanan Önemli Olaylar

Musa Aleyhisselam’ın kavminin Firavun’dan kurtulması Aşure gününde yaşanmıştır. Yunus Aleyhisselam’ın kavmi Ninova halkı Allah’a isyan ediyordu. Hz. Yunus’un hiçbir sözünü dinlemeyen halk azaba müstahak oldu. Yunus Aleyhisselam, Allah-u Teala’nın azabını hissettiği anda şehri terk etti. Geminin çakılı kalmasıyla kendini denize bırakan Yunus Aleyhisselam, balıkların karnında bir süre bekledi ve daha sonra Allah’a ettiği duayla balığın karnından kurtuldu. Bu hadise ve dua da Aşure gününde yaşanan önemli oyalardan biridir. 

Aşure Çorbası: Tarihi ve Anlamı

Hz. Nuh’un gemisinin dağ zirvesine oturması da yine Aşure gününe denk gelmiştir. Birçok peygamberin yaşadığı hadise bu günde yaşanmıştır. Özellikle Hz. Nuh’un gemisinin karaya oturmasıyla insanlar aç ve bitap duruma düşmüştür. Son kalan erzaklardan ne olursa hepsinden toplayıp bir araya getirilmesiyle bir çorba yapılmış ve insanlar karınlarını doyurmuştur. İşte bu çorba ve yemeğin ismi de aşure çorbasıdır. Daha sonra ise tatlı bir üslupla da servis edilerek soğuk şekilde de yenmeye devam etmiştir. Osmanlı döneminde aşure çorbası olarak bilinmiş ve sıcak olarak dağıtılmıştır.

kabe-asure-iddef

Aşure Günü 2026'da Ne Zaman?

Aşure günü ne zaman 2026 yılı için bellidir. Bu zaman dilimi her yıl değişmektedir. Muharrem ayının 10. günü Aşure günüdür. 2026 yılında ise 25 Haziran Perşembe gününe denk gelmektedir. Hicri takvime göre ise 10 Muharrem 1448’dir.

Peygamber Efendimizin (S.A.V) Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicret ettiği sene Hicri takvim olarak belirlendi.

Aşure Günü her yıl 10 veya 12 gün öne gelir. 2026 yılında Muharrem ayı yani Hicri sene 16 Haziran 2026 Salı günü başlar. Muharrem ayının 10. günü ise Aşure Günüdür. 25 Haziran 2026 Perşembe aşure günüdür.

Aşure paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve sevginin ifadesi, bolluk ve bereketin simgesidir. Milletimiz, asırlardır süren gelenek ile beraber farklılıkların ahenk içindeki ortak tada katkı sağlamaları bakımından içerisinde buğday, fasulye, nohut, kayısı, incir gibi bakliyat ve yemişlerin birlikte kaynatılması ile yiyecek hazırlar ve ikramda bulunur. Peygamber Efendimiz (S.A.V) “Her kim aşure gününü ihya ederse aşure gününü diriltir, gününde ve gecesinde ibadetle meşgul olursa Allah-u Teala dilediği gibi onu yaşatır ve diriltir” buyurmuştur. Aynı zamanda “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın değer verdiği ay olan Muharrem ayında tutulan aşure orucudur” buyuran Allah Resulü aşure günü oruçlarını tutmuştur.

2026 Aşure Günü ve Muharrem Ayı Takvimi

Miladi Tarih Hicri Tarih Gün Açıklama
16 Haziran 2026 1 Muharrem 1448 Salı Hicri Yılbaşı - Muharrem Ayı Başlangıcı
24 Haziran 2026 9 Muharrem 1448 Çarşamba Aşure Öncesi Oruç Günü
25 Haziran 2026 10 Muharrem 1448 Perşembe AŞURE GÜNÜ
26 Haziran 2026 11 Muharrem 1448 Cuma Aşure Sonrası Oruç Günü
15 Temmuz 2026 29 Muharrem 1448 Salı Muharrem Ayı Sonu

Aşure Günün Faziletleri Nelerdir?

Aşure gününün faziletleri büyüktür. Bu günde yapılacak olan aşure ikramı, tutulacak oruç, kılınacak namaz, edilecek dua ve zikirler, hayır ve hasenatlar çok sevaptır. Faziletin kıymetini de yine Hadis-i şeriflerden anlıyoruz. EbuHureyre (RadıyallahuAnh)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Her kim o günde oruç tutarsa, kırk seneye kefaret olur (o kadar günahı da olsa silinir). Aşure gecesini ihya edip de o günde oruçlu sabahlayan kimse (çok kolay öleceği için) öldüğünde nasıl öldüğünü bilmez.” Hazreti Ali (RadıyallahuAnh)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulüllah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim aşure gecesini ibadetle, zikirle, namaz ve dualarla geçirerek ihya ederse, Allah-u Teâlâ da onu dilediğince ihya eder.”

Aşure Gününde Neler Yapılmalıdır?

Aşure gecesi ve gününde ibadetler meşgul olmak çok sevaptır. Namaz, oruç, zikir ve dualar aşure gününde yapılacak ibadetlerdendir. Aşure günü orucu ise en kıymetlilerindendir. Aşure orucuna “Ya Rabbi niyet ettim senin rızan için oruç tutmaya” şeklinde niyet edilebilir.

Aşure Gününde Oruç Tutulur Mu?

Aşure günü Peygamber Efendimizin (S.A.V) orucunu hiç bırakmadığı bir gündür. Bu vesileyle de aşure günü yapılacak en makbul ibadet o günü oruçlu geçirmektir. Ancak o gün tutulan oruç sonrası yaşanan hadise şöyledir: Medine’de aşure günü oruç tutup Sahabe-i Kiram Efendilerimize de oruç tutmalarını tavsiye edince, kendisine: “Ey Allah’ın Rasulü! Bugün Yahudi ve Hristiyanların da tazim ettiği bir gün” denildi. Bunun üzerine, “Gelecek sene olduğunda biz dokuzuncu günü de oruçlu geçirelim.” buyurdu ve ertesi seneye ulaşan sahebeler öyle yaptılar.

Bu nedenle orucunu sünnete uygun bir şekilde tutmak isteyen kardeşlerimizin, Muharrem ayının 9. günü olan 24 Haziran Çarşamba günü ile aşure günü olan 25 Haziran Perşembe gününü ya da 27 Haziran Cumartesi ile 28 Haziran Pazar günlerini oruçlu geçirmeleri gerekiyor. 

Muharrem ayı haram aylardan olduğundan ve haram aylarda üç gün oruç tutmanın faziletine dair hususi deliller bulunduğundan; 24 Haziran Çarşamba, 25 Haziran Perşembe ve 26 Haziran Cuma günlerini oruçlu geçirmek hem aşure orucunu tutmaya hem de sözünü ettiğimiz haram aylarda üç gün oruç tutmaya vesile olacaktır.

Aşure Orucuna Nasıl Niyet Edilir?

Aşure orucuna kalben niyet etmek yeterlidir ve dil ile söylemek şart değildir. Ancak kalple birlikte dille ikrar etmek güzeldir. Sahurda veya gece şu şekilde niyet edebilir:

Ya Rabbi, senin rızan için Muharrem ayının Aşure orucunu tutmaya niyet ettim.

Sahura kalkmak sünnettir ve bereketlidir. Ancak sahura kalkmamak orucun geçerliliğine zarar vermez. Nafile oruçlarda, imsak vaktinden sonra henüz orucu bozacak bir şey yapılmamışsa kuşluk vaktine kadar niyet edilebileceği belirtilmiştir.

Aşure Gününde Yapılmaması Gerekenler Nelerdir?

Aşure günü yapılacaklar kadar yapılmayacak şey de tek gün orucudur. Muharrem ayındaki ve aşure günündeki oruç çok sevaptır. Ancak tek gün aşure günü orucu tutulmaz. Bu aşure gününde yapılmaması gereken bir ibadettir. Tek başına aşure günü oruç tutmak mekruh olur. Çünkü Yahudilere benzenmiş olur. 9. ile 10. veya 10. ile 11. günü tutulursa mekruh olmaz. Peygamber Efendimiz de aşure gününü, bir gün öncesi ya da sonrasını ilave ederek oruçlu geçirmeyi emir buyurmuştur.

Tarihte sıkıntı ve belâların kaldırıldığı gün olan, Peygamberler ve ümmetleri için kurtuluş günü olan aşure gününde oruç tutmak en güzel ibadettir. Namaz, oruç, zikir ve dualar aşure gününde yapılacak ibadetlerdendir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) “Aşure günü orucunun, bir önceki yılın günahlarına keffaret olmasını Allah’tan umarım” buyurmuştur.


Aşure Namazı Nasıl Kılınır?

Aşure günü ve gecesinde yapılacak ibadetlerden bir tanesi de namazdır. Burada da hadis-i şeriflere baktığımızda gün ve gecenin ihyası konusunda namaz vardır. Namaz 4 rekattır. Her rekatta bir Fatiha 15 İhlas okunarak dördüncü rekatta selam verilir. Bu namazı kılanın elli sene geçmiş, elli sene de gelecek günahlarını Allah-u Teâlâ mağfiret eder.

Hadis-i şerifleri şöyle sıralayabiliriz:

EbûHureyre (RadıyallâhuAnh)dan gelen bir hadîs-i şerîfe göre: “Âşûrâ gecesi (veya günü) iki selâmla dört rekât kılar; her rekatta, bir Fâtiha, bir Zilzâl, bir Kâfirûn, bir de İhlâs Sûrelerini okur. Namazı bitirince de Nebî (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e yetmiş defa salevât okur.”

İmâm-ı Echûrî’nin naklettiği bir hadîs-i şerîfe göre: “Âşûrâ günü her rekâtta bir Fâtiha, on bir veya on beş İhlâs okuyarak dört rekât kılan kişinin elli sene geçmiş, elli sene de gelecek günahlarını Allâh-ü Te‘âlâ mağfiret eder. O gün iki rekât dahi kılan bütün sıddıkların amelleriyle Allâh-ü Te‘âlâ’ya yakınlaşmış gibi olur.”

Aşure yapmak şart mı?

Aşure pişirmek ve dağıtmak ibadet değildir ikramlaşmadır. Şart değildir. Sünnet veya farz gibi bir durum yoktur.

Muharrem ayı 1 günü neler yapılır?

Hicri yılın son ayı olan Zilhicce’nin son gününü ve Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem’in ilk gününü oruçlu geçirmek çok sevaptır. Muharremin ilk gününü oruçlu geçiren kişiye Allah Teâlâ elli senelik kefaret yazar.” diye rivayet edilmiştir. Bir de her kim aşağıdaki duayı 3 kez okursa; Şeytan: ‘Biz bu kişiden ümidi kestik!’ der ve Allâh (Celle Celâlühû) ona, kendisini sene boyunca koruyacak iki melek görevlendirir.” (Allâme Safûrî, Nüzhetü’l-mecâlis:1/156; Mâü’l-ayneyn, Na‘tü’l-bidâyât, sh:165)

Bütün hamdler, âlemlerin Rabbi olan Allâh’a aittir! Salât-ü selâm, Efendimiz Muhammed’in ve âl-i ashâbının tamamının üzerine olsun! Ey Allâh! Sen Ebedî’sin, Kadîm’sin (başlangıcın ve sonun yoktur)! Hayy’sın, Kerîm’sin (hakikî hayat sahibi de, kerem sahibi de ancak Sensin)! Hannân’sın, Mennân’sın (son derece acıyan ve çokça lütuflarda bulunan Rabbimizsin)! İşte bu yeni senedir! Ben bu sene Senden dilerim ki beni kovulmuş şeytandan ve onun dostlarından koruyasın, kötülüğü çokça emreden bu nefse karşı bana yardım edesin ve beni Sana yaklaştıran amellerle meşgul edesin. Ey kerem sâhibi! Ey celâl ve ikrâm sahibi! Ey acıyanların en merhametlisi! Rahmetinle kabul eyle! Allâh-u Te‘âlâ, Efendimiz ve peygamberimiz Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’e, âl-i ashâbının ve Ehl-i Beyt’inin tamamına salât ve selâm eylesin!’

Aşure İle İlgili Hadisler

Muharrem ayı, aşure günü ve fazileti konusunda sahih hadisler vardır. 

Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur: “Âşûrâ günü orucu -Allah Te’âlâ’dan ümit ederim ki- öncesindeki bir senenin günahlarına keffârettir.”[5]

Büyüklerden biri, her gün karıncalara ekmek ufaladığını, Âşûrâ günü olduğunda ise yemediklerini rivâyet etmiştir.

Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in o gün çocukları dahî yedirtmediği rivâyet edilmiştir.

Abdullâh (Radıyallâhu Anh)dan yapılan rivâyette Nebî (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim ehline Âşûrâ günü genişlik yaparsa, Allah Te’âlâ da ona senenin diğer vakitlerinde genişlik verir.”

İbnü Ömer (Radıyallâhu Anhümâ)dan yapılan rivâyette Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Kim maddî gücü olup da Âşûrâ günü kendine ve ailesine genişlik yaparsa, Allah Te’âlâ ona gelecek senenin başına kadar hayırları geniş yapar.” Süfyân (Rahimehullâh) bu hadîs-i şerîfle ilgili tecrübeye dair şöyle demiştir: “Bunu 50 seneden beri tecrübe ettik. Ancak hayırların genişlediğini gördük.”

Abdullah ibnü Amr ibni’l-Âs (Radıyallâhu Anhum)dan yapılan rivâyette şöyle gelmiştir: “Kim Âşûrâ günü oruç tutarsa, bir sene (nâfile) oruç tutmuş gibi olur. Kim de o gün sadaka verirse, bir senelik (nâfile) sadaka vermiş gibi olur.”

Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Bu günü sürekli oruçla geçirmiş, sahabesine de böylece emretmiştir. Nitekim İbnu Abbas (Radıyallâhu Anhümâ) şöyle anlatmıştır:

Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Medine’ye geldiğinde Yahudiler Âşurâ gününde oruç tutuyorlardı. Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Onlara (bunun hikmetinden) sorunca: Bugün Hazreti Mûsâ (Aleyhisselâm)ın Firavun’a karşı galip geldiği gündür. (Biz de bugünü kutlamak için oruç tutuyoruz) dediler.

Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) de: “Biz Musâ’ya (hürmet etmeye) onlardan daha layığız. Öyleyse siz de o gün oruç tutun” buyurdu.

Ebû Hureyre (Radıyallahu Anh)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: ‘’Âşurâ günü peygamberlerin kendisinde oruç tuttuğu bir gündür. Öyleyse siz de o gün oruç tutun."

İbnu Abbâs (Radıyallahu Anhümâ)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Oruç hususunda hiçbir gün için (diğer günlere kıyasla) üstünlük yoktur ancak ramazan ayı ve âşurâ günü (bundan) müstesnadır. (bu günlerde tutulan oruç senenin diğer günlerine göre derece bakımından daha yüksektir.)"

Aşure Gününde Dua ve Zikirler

Şeyh Muhammed ibni Abdilhayy ed-Dâvûdî el-Kattan’ın “Mecmû‘a”sında zikredildiği üzere; Şeyh Ebu’l-Bekā el-Ömerî’nin, İbni Ferhûn’un “el-Mesâilü’l-melfûza” isimli eserinden nakline göre; Âşûrâ günü bu duâyı yedi kere okuyan o sene ölmez, eceli gelen ise okumaya muvaffak edilmez:

سُبْحَانَ اللّٰهِ مِلْاءَ الْمِيزَانِ وَمُنْتَهَى الْعِلْمِ وَمَبْلَغَ الرِّضَا وَزِنَةَ الْعَرْشِ لَا مَلْجَأَ وَلَا مَنْجَا مِنَ اللّٰهِ إِلَّا إِلَيْهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَدَدَ الشَّفْعِ وَالْوَتْرِ وَعَدَدَ كَلِمَاتِ اللّٰهِ التَّامَّاتِ كُلِّهَا أَسْأَلُكَ السَّلَامَةَ بِرَحْمَتِكَ يَاأَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَلَاحَوْلَ وَلَاقُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ وَهُوَ حَسْبِي وَنِعْمَ الْوَكِيلُ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ وَصَلَّى اللّٰهُ وَسَلَّمَ عَلٰى خَيْرِ خَلْقِهِ مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ

Anlamı ise şu şekildedir: 

“Allâh-u Te‘âlâ’yı mîzân dolusunca, ilminin sonsuzluğunca, rızasına ulaşıncaya kadar ve Arş’ının tartısınca tesbîh ederim! Allâh-u Te‘âlâ’dan başkasına sığınılıp kaçılmaz, yine ancak O’na sığınılır!

Allâh-u Te‘âlâ’yı çiftlerin ve teklerin sayısınca ve tamam olan kelimelerinin tamamının sayısınca tesbîh ederim!

Ey acıyanların en merhametlisi! Senden rahmetinle (bütün belâlardan) selâmet isterim. O yüce ve büyük olan Allâh’ın yardımı olmadan hiçbir günahtan dönüş ve hiçbir ibadete kuvvet olamaz.O bana yeter! Ne güzel Vekîl’dir! Ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır! Allâh Te‘âlâ, mahlûkatının en hayırlısı olan Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)’e ve âl-i ashâbının tamamına salât ve selâm eylesin!”

Âşûrâ günü yetmiş kere bu duâyı okuyanı Allâh-u Te‘âlâ mağfiret buyurur:

حَسْبِيَ اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ

Anlamı: “Allah bana yeter! Ne güzel Vekil’dir! Ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır!"

Şihâbüddîn es-Sühreverdî (Kuddise Sirruhû)dan şöyle nakledilmiştir; Her kim bu duâyı âşûrâ günü üç kere okursa o sene ölmekten emin olur. Zira eceli takdir edilen kişiye o gün bu duâyı bu şekilde okumak nasip olmaz!

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ

اَللّٰهُمَّ أَنْتَ الْأَبَدِىُّ الْقَدِيمُ، اَلْحَىُّ الْكَرِيمُ، اَلْحَنَّانُ الْمَنَّانُ، وَهٰذِهِ سَنَةٌ جَدِيدَةٌ! أَسْأَلُكَ فِيهَا الْعِصْمَةَ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ وَاَوْلِيَائِهِ وَالْعَوْنَ عَلٰى هٰذِهِ النَّفْسِ الْأَمَّارَةِ بِالسُّوءِ وَالْإِشْتِغَالَ بِمَا يُقَرِّبُنِي

إِلَيْكَ يَا كَرِيمُ! يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ. وَصَلَّى اللَّهُ وَسَلَّمَ عَلٰى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَأَهْلِ بَيْتِهِ أَجْمَعِينَ

Anlamı:

"Bütün hamdler, âlemlerin Rabbi olan Allâh’a aittir! Salât-ü selâm, Efendimiz Muhammed’in ve âl-i ashâbının tamamının üzerine olsun!

Ey Allâh! Sen Ebedî’sin, Kadîm’sin (başlangıcın ve sonun yoktur)! Hayy’sın, Kerîm’sin (hakikî hayat sahibi de, kerem sahibi de ancak Sensin)! Hannân’sın, Mennân’sın (son derece acıyan ve çokça lütuflarda bulunan Rabbimizsin)!

İşte bu yeni senedir! Ben bu sene Senden dilerim ki beni kovulmuş şeytandan ve onun dostlarından koruyasın, kötülüğü çokça emreden bu nefse karşı bana yardım edesin ve beni Sana yaklaştıran amellerle meşgul edesin.

Ey kerem sâhibi! Ey celâl ve ikrâm sahibi! Ey acıyanların en merhametlisi! Rahmetinle kabul eyle!’

Allâh Te‘âlâ, Efendimiz ve peygamberimiz Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e, âl-i ashâbının ve Ehl-i Beyt’inin tamamına salât ve selâm eylesin!’ derse, şeytan: ‘Biz bu kişiden ümidi kestik!’ der ve Allâh (Celle Celâlühû) ona, kendisini sene boyunca koruyacak iki melek görevlendirir."

Sıkça Sorulan Sorular

Diğer Yazılar

TÜM YAZILARI OKU