TR
BAĞIŞ YAP
TÜRK LİRASI

Temlik Ne Demektir? Temliğin Dini Anlamı

Temlik Ne Demektir? Temliğin Dini Anlamı
Temlik ne demektir? Alacağın temliki nasıl yapılır? İslam hukukunda temlik kavramı hakkında merak edilen tüm detaylar İDDEF’te!

Temlik kavramı, hem İslami literatürde hem Türk hukukunda devir anlamında kullanılır. Bir hakkın veya malın sahibinden çıkarak başkasının mülkiyetine geçmesini ifade eder. İslam hukuku açısından temlik, malın Allah rızası için ihtiyaç sahibine bağışlanmasıdır. Borçlar Kanunu’nda ise alacağın devri (temliki) bu işlemin resmi adı olarak düzenlenmiştir.

Temlik ne demektir? Kelime olarak Arapça’dan gelen bu terim ta’mik kökünden gelir ve Türkçede “devir, teslim” anlamına gelir. Hukuki literatürde temlik, bir hakkın veya malın bir kişiden diğerine geçmesi demektir. Dini açıdan ise temlik, malın mülkünün ihtiyaç sahibinin üzerine geçirilmesidir.

Zekat ibadetinde, zekat olarak verilen malın fakirin mülkiyetine temlik edilmesi (geçirilmesi) zorunludur. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun açıklamasına göre, zekatın sahih olması için yalnızca niyet yetmez. Verilen malın fakirin malı olması, yani temlik edilmesi şarttır. Özetle, temlik ne demek sorusuna verilebilecek temel yanıt, mal veya hakkın sahibinden alıcısına devredilmesi, mülkiyet bağının değiştirilmesidir. Hem dini hem modern hukuki bağlamda temlik, sahibinin malını başkasına hakkaniyetle vermesi ve bu malın yeni sahibinin mülkiyetine geçmesi anlamına gelir. Örneğin bir kişi zekatını Afrika’da açılmakta olan su kuyusu için vermek istiyor. Bu direkt olarak veremez, temlik yapılması gerekir.

Temlik Nedir?

Temlik, genel olarak bir mülkiyet devri işlemidir. Sözlükte “teslim etme, devretme” anlamlarına gelir. İslami iktisat kaynaklarında temlik, bir malın aynına veya menfaatine dair mülkiyetin aktarıldığı işlemler topluluğu olarak tanımlanır. Bu işlemlere topluca “temlikât” adı verilmiştir.

Bir malın sahibinin rızasıyla malı başkasına bedel karşılığı veya bedelsiz olarak devretmesi esasına dayanan temlik, İslam hukukunda geniş bir yer tutar. Örneğin Câmi‘ü’s-Sağîr adlı eserde, muâvazât (bedellilik) ve teberru‘ât (bedelsizlik) terimleriyle temliki açıklanır. Buna göre bedelli temlik (ivazlı) muâvaza, bedelsiz temlik (ivazsız) ise teberru‘dür. Bu çerçevede temlik işlemleri, hem dini ibadetlerde (zekat, sadaka, vakıf gibi bedelsiz temlik) hem de ticari akitlerde (satış, kira gibi bedelli temlik) görülür.

İslam hukukunda temlikât grubundaki işlemler şöyle sınıflandırılmıştır: Eşyanın aynına bedelsiz temlik hibe, sadaka, vakıf; bedelli temlik ise satış gibi işlemlerle gerçekleşir. Malın menfaatinin devrinde ise ivazsız temlik karinesiyle ödünç, ivazlı temlik karinesiyle kira yani icâre akdi örnek verilir.

Temlik nedir diye sorulduğunda, muâvaza veya teberru kategorilerindeki her türlü devir işlemi akla gelir. Örneğin hibe, sadaka, vasiyet gibi bedelsiz temlikler fakirlere yapılan iyilik; satış, kira, müzâraa gibi bedelli temlikler ise mülkiyet karşılığında gerçekleşen işlemlerdir.

mescit-medrese-iddef-2026

İslam Hukukunda Temlik Kavramı: Temlikât, Muâvaza ve Teberruat

İslam hukukunda temlikât terimi, mülkiyet devri sonucunu doğuran bütün işlemleri kapsar. Temlik işlemi bedelli ise muâvaza, bedelsiz (ivazsız) ise teberru olarak isimlendirilir. Bu bakımdan temlikât kavramı muavaza ve teberru çerçevesindeki işlemlere işaret eder.

Örneğin, bir malın aynının bedelsiz devri hibe, sadaka veya vakıf gibi akitlerle, bedeli mukabilindeki devri ise satış veya onun türevleriyle gerçekleştirilir. Benzer şekilde malın kullanım hakkının devri konusunda, ariyet akdi ivazsız temlik kabul edilirken, kira akdi ivazlı temlik sayılır.

Yine İslam hukukuna göre bedelsiz temlik ölüm sonrası vasiyetle (ölüm öncesi yapılan bağış) de gerçekleşebilir. Örneğin bir kişi ölümünden önce malını fakir-fukaraya vasiyet ederse, bu vasiyet temlik mahiyetindedir. Ancak miras yoluyla mülkiyet geçişi temlik sayılmaz. Çünkü bu durumda irade devreden kişinin kontrolü dışında devredilmiş sayılır. Bazı bilginlere göre belirli iyiliklerde (örneğin kefaret hükmüyle on fakiri yedirme) de yapılan yardımın temlik usulünde olması beklenir. Kişi fiilen yedirmek yerine fakirin mülkiyetine mal devretmelidir.

Temlik ve ibaha yani izin arasındaki fark da önemlidir. İbaha, karşı tarafa malı kullanma izni verir, ancak mülkiyet devri söz konusu değildir. Örneğin bir kişinin bahçesinden meyve alma izni vermesi ibahadır, ancak bu meyvelerin mülkiyeti hâlâ malikindedir. Temlik ise bağışlayanın mülkiyet bağını tamamen sonlandırdığı bir işlemdir. Bu nedenle zekat ve sadaka gibi ibadetlerde, doğrudan mülkiyet devri (temlik) esastır. Sadece kullanım izni vermek yeterli görülmez.

iddef- su- kuyusu- 2026- temlik

Zekatta Temlik Ne Demektir?

Zekatta temlik için ilk olarak zekat kavramını ve kimlere verilebileceğinin bilinmesi gerekir. Zekat Kimlere Verilir, Kimlere Verilmez? diye baktığımızda zekat mali bir ibadettir ve yalnızca hak sahibi yoksullar için geçerli bir ibadettir. Zekatın dini geçerlilik şartlarından biri malın fakirin mülküne geçirilmesidir.

Ayrıca zekat verilmesinde niyet kadar teslim/temlik şartı da vardır. Yani zekat olarak verilen para veya malın, mutlak surette ihtiyacı olan fakirin mülkiyetine geçmesi gerekir. Hazır yemek veya yemek servisi şeklinde yapılan yardımlar temlik sayılmadığı için zekat yerine geçmez.

Dolayısıyla cami, medrese, su kuyusu, köprü gibi mülkiyet temliğe uygun olmayan yapılar için doğrudan zekat verilmesi caiz görülmez. Örneğin bir fakire verilmiş zekat parası, o fakirin gönüllü olarak bunu bir yapıya hibe etmesi caizdir, ancak zekat sahibinin ilk elden o binaya doğrudan bağış yapması geçerli bir zekât sayılmaz. Su kuyusu, medrese, cami için de aynı şey geçerlidir. Zekat mükellefi parasını zekat alabilecek durumda olan bir kişiye temlik etmelidir. O kişi daha sonra kendi isteğiyle o parayı kalıcı bir esere bağışlayabilir.

Zekatın hak sahiplerine ulaştırılması temlik esasına dayanır. Bu sebeple İDDEF gibi güvenilir dernek veya vakıflar aracılığıyla fakirlere ulaştırılan zekat meşru sayılır.

Sonuç olarak, zekat söz konusu olduğunda “temlik ne demek?” sorusu, malın mutlaka alıcının mülkiyetine geçirilmesi olarak yanıt bulur. Kur’an-ı Kerim’de belirtilen sekiz hak sahibine (Fakir, borçlu, yolda kalmış) doğrudan ulaştırılacak zekatta, paranın ya da eşyaların fiilen fakirin mülkiyetine intikal etmesi gerekir. “Sadakalar (zekât gelirleri) ancak şunlar içindir: Yoksullar, düşkünler, sadakaların toplanmasında görevli olanlar, kalpleri kazanılacak olanlar, âzat edilecek köleler, borçlular, Allah yolunda (çalışanlar) ve yolda kalmışlar. İşte Allah’ın kesin buyruğu budur. Allah bilmekte ve hikmetle yönetmektedir.” (Tevbe-60)

Temlik şartı sağlanmadan verilen bir yardım, asıl zekat şartlarını taşımamış olur. Özetle zekatta temlik, yardımı fiilen alan kişinin malına geçmesini ve böylece İslami bir ibadet olarak yerine getirilmesini sağlar.

Diğer Yazılar

TÜM YAZILARI OKU