TR
BAĞIŞ YAP
TÜRK LİRASI

Bişr-i Hafi Hazretleri Kimdir? Bişr-i Hafi Hazretleri Hayatı Hakkında Her şey

Bişri Hafi Kimdir? Bişri Hafi Hazretleri hayatı hakkında bilgi almak istiyorsanız hemen İDDEF'in hazırlamış olduğu içerik için tıklayın!

Bişr-i Hafi Hazretleri miladi 767 senesinde Horasan’ın Merv şehrinde doğup, 841 yılında Bağdat’ta vefat etti. Önceleri içki içip sarhoş gezen Bişr, Allah’ın (c.c) ismine hürmetinden dolayı evliya olmuş, Hafi yani yalın ayak gezen anlamıyla Bişr-i Hafi Hz. olarak bilinmiştir.

Bişr-i Hafi (Hz.) Allah’ın ismini yücelttiği gibi; Allah da onun ismini iki cihanda yüceltmiştir!

Bişr-i Hafi (Rahimehullâh) Hazretleri hikayesi gençlik döneminde hem ahiret hayatını düşünmeden virane bir hayat sürüp, hem de kötü çevresi ve şer yaşamıyla, zevk, sefa ve içkiyle meşgul olmuştur. Ancak bir gece meyhaneden çıkıp sarhoş halde eve giderken yağan yağmurla birlikte çamur içinde olan ‘besmele-i şerîf’ lafzını alıp silip, evin duvarında yüksekçe bir yere asmıştır. Hayatı o günden sonra düzelmiş, doğru yolu bulmuş ve alim olmuştur.

Bişri Hafi Hazretleri Hayatı

Bişr-i Hafi (hz.) Merv’in ileri gelen ailelerinden birinde miladi 767 yılında dünyaya geldi. Babası şehrin reislerinden olduğu için çocukluğu ve gençliği, rahat ve bolluk içinde geçti. Babası onun doğru yola yönelerek, dini eğitim almasını ve doğru yolda alim olmasını istiyordu. Ancak babasının erken yaşta ölmesinin ardından annesiyle yaşam süren Bişr-i Hafi maddi durumunun iyi olması, kötü arkadaşlar edinmesi, ahiret düşüncesini yitirmesinden dolayı zevk-ü sefa ve içkiyle sarhoş gezerek hayat sürmeye başladı. Annesinin her an doğru yolu bulması ve kötülüklerden men olması için dua ettiği Bişr-i Hafi, veli bir zatın “Hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çek” uyarısıyla kendisini muhasebeye çekse de, eğlence mekanlarına uğramayı sürdürdü. Bişr-i Hafi, eğlence mekanları ve panayırlar gezerek hayatını boşa tüketiyordu.

Bişri Hafi Kimdir?

Bişr-i Hafi Hazretleri hayatı incelendiğinde yine bir gece kötü alışkanlıklar ile geçirdiği bir gece eğlencesinden eve gitmek üzere yola koyuldu. Yol üstünde besmele-i şerîf yazılı bir kağıt bulan Bişr-i Hafi (hz.) kağıdı yerden alıp yüreğindeki sızıyla beraber çamurdan temizledi. Kağıdı öptü ve kıyafetinin içine kalbinin üzerine koydu. Eve gittiğinde ise besmele-i şerif lafzını kurutup, güzelce koku sürdükten sonra evinin duvarına astı. İşte hayatına yön veren rahmani rüya ise şehirde yaşayan veli bir zatın o gece uykusuna girdi. Rüyada: “Git, Bişr’e söyle! İsmimi temizlediğin gibi seni temizlerim. İsmimi büyük tuttuğun gibi, senin şanını büyütürüm. İsmimi güzel kokulu yaptığın gibi, seni güzel ederim. İzzetime yemin ederim ki, senin ismini dünyâda ve âhirette temiz ve güzel eylerim.” şeklinde nida edildi.

bişr-i-hafi-hazretleri-İDDEF-2

Üç kez tekrar eden bu rüyanın ardından velî zât, Bişr-i Hafi Hazretleri’ni arar ve bir tür eğlence mekânında bulup kendisine, Allah Te‘âlâ’dan haber getirdiğini söyleyerek rüyayı anlatır. Bişr-i Hafi Hazretleri rüyayı dinledikten sonra gözyaşları içerisinde tevbe eder ve hâlini düzeltmek üzere ahdeder. Bundan sonra ise Bişr-i Hafi’ye (hz.) zühd ve tasavvuf yolu açılır. Tasavvufî kaynaklarda Bişr el-Hafi adının “insanlar arasında bir peygamber adı gibi” hürmet gördüğüne, âhiretteki mertebesinin İmam Şâfiî ve İmam Ahmed b. Hanbel gibi âlimlerinkinden daha üstün olduğuna işaret eden menkıbeler nakledilmiştir.

Bişr-i Hafi Hazretlerinin o günden sonra hayatı değişti. Tevbe etti, zühde yöneldi, en büyük zâhilerden biri oldu ve ismi yükselmeye başladı. İlk olarak Merv’de dayısı Ali ibni Harşam’dan ders aldı ve tasavvuf yoluna girdi. Mekke, Kûfe, Basra, Şâm ve Lübnan bölgelerine ilmi sefer gerçekleştirdi. Sonrasında Bağdat’a yerleşen Birş-i Hafi Hazretleri, Mâlik ibni Enes, Şerîk ibni Abdillâh, Fudayl ibni İyâz, Abdullah ibni Mübârek (Rahimehumullâh)ın da bulunduğu devrin büyük âlimlerinden ders aldı. Bişr el-Hâfî’nin tasavvufî hayatında iyilikleri gizleme, riya ve şöhretten kaçınma ilkesi, bir başka ifade ile Melâmî neşve önemli bir yer tutar. Bişr’e göre methedilmekten hoşlanmak, ruhî olgunluğa engel olması bakımından günah işlemekten daha zararlıdır.
    

Bişri Hafi Sözleri

Bişr’in “el-Hâfî” (yalınayak) lakabını alışı konusunda değişik rivayetler bulunmakla birlikte; Hücvîrî’ye göre müşâhede halinin kendisine hâkim olması sebebiyle ayağına hiçbir şey giymemiştir. Attâr’ın belirttiğine göre, “O yeryüzünü size bir döşek kıldı” (el-Bakara 2/22) âyetine işaretle, “Allah tarafından döşenmiş bir yerde ayakkabı ile gezilmez” diyerek yalınayak gezmeyi tercih etmiştir. Bağdat’ta birçok talebe yetiştiren Bişr-i Hafi Hazretleri, miladi 841 yılında vefat etti. Kabri, Irak’ın başkenti Bağdat’ta bulunur ve önemli ziyâret yerlerinden biridir.

Bişr-i Hafi Hazretlerinin hayatı bugün de alkol ve diğer uyuşturucu maddelerle kötü bir hayat süren kişileri akıllara getirir. Hani, “Harabat ehlini hor görme sakir, defineye malik nice viraneler var” der ya, işte kötülüğü men ederek iyiliğe yönelecek nice insanlar vardır. İşte tek mesele onların ellerinden tutmak, onlara sahip çıkmaktır!

Bişr-i Hâfi'nin eşyasını çaldılar. Ağlamaya başladı. Fudayl ibn İyâd, Mal için ağlanır mı? deyince "Mal için değil, hırsızın günah işlediğini, kıyamette bunun azabını çekeceğini düşünüp ağlıyorum" dedi.

"Kim Allah'tan dünyayı isterse O'nun huzurunda uzun müddet hesap vermeyi istemiş olur."

"Allah'tan olan korku bir melektir. Ancak mütteki bir kimsenin kalbinde durur."

“Ey kurra (âlimler) topluluğu, seyahat edin ki haliniz ve hayatınız güzelleşsin. Çünkü su aktığı zaman hoş olur; bir yerde uzun süre kalınca değişir (tadı bozulur).”

"Konuşmak hoşuna gittiğinde sus; susmak hoşuna gittiğinde de konuş. (ki nefsin araya girmesin!).

"Bugünü düşünürüm. Dün öldü! Yarın var mı? Gençliğe de güvenmem. Ölen hep ihtiyar mı?"

"Sabır susmaktır. Susmak sabırdandır. Konuşan, susandan daha fazla vera sahibi olmaz. Şu var ki, âlim kişi bazı yerde konuşur, bazı yerde susar."